Yeni müzik haftası bu kez poptan avant-garde elektroniğe, alternatif rock’tan darkwave’e uzanan oldukça geniş bir alan sunuyor. 18 Eylül 2026’da yayımlanan albümler arasında Carly Rae Jepsen’in 24 parçalık Day and Night albümü, Empress Of’un kişisel deneyimlerini elektronik pop ile birleştirdiği Dream House, Actress’in deneysel elektronik müzik alanındaki yeni çalışması Radical Frame, beabadoobee’nin daha sert gitarlar ve 1990’lar etkileri taşıyan Pylon albümü ve Boy Harsher’ın darkwave ile synth-pop arasındaki yeni çalışması Get Mean öne çıkıyor.
Bu beş albümün ortak noktası belirli bir müzik türüne bağlı kalmaları değil. Her biri, daha önce oluşturduğu müzikal kimliği başka bir yöne doğru genişletmeye çalışıyor. Bu nedenle haftanın yeni albümlerini yalnızca “hangi türden?” sorusuyla değil, sanatçının önceki çalışmalarından hangi noktada ayrıldığı üzerinden dinlemek daha anlamlı.
| # | Albüm | Sanatçı | Öne çıkan tür / yön | Dinleme odağı |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Day and Night | Carly Rae Jepsen | Pop, synth-pop, disco | Prodüksiyon ve iki bölümlü yapı |
| 2 | Dream House | Empress Of | Elektronik pop, alt-pop | Ses tasarımı ve atmosfer |
| 3 | Radical Frame | Actress | Deneysel elektronik, techno | Ritim, timbre ve ses dokusu |
| 4 | Pylon | beabadoobee | Grunge, alternatif rock | Gitar tonları ve dinamikler |
| 5 | Get Mean | Boy Harsher | Darkwave, EBM, synth-pop | Synth bass, ritim ve vokal |
| 6 | Second Song | Neil Young & The Chrome Hearts | Folk rock, country rock | Akustik yapı, atmosfer ve doğaçlama |
Carly Rae Jepsen: Day and Night
Carly Rae Jepsen’in Day and Night albümü, sanatçının ilk çift albümü olarak dikkat çekiyor. Toplam 24 parçadan oluşan çalışma iki ayrı bölüme ayrılmış durumda: Day ve Night. Interscope’un yayımladığı resmi parça listesine göre ilk bölümde “Versailles”, “Blue Skies”, “Wild Child” ve “Soft” gibi parçalar bulunurken ikinci bölüm “Amalfi Coast”, “Don’t Leave Me on the Dance Floor”, “Motivation” ve “Super Sage” gibi parçalarla daha gece merkezli bir atmosfere yöneliyor. Albüm 18 Eylül’de yayımlandı.
Pitchfork, albümün gündüz tarafında disco etkili baladlar ve folk dokunuşları, gece tarafında ise daha belirgin synth-pop ve kulüp müziği etkileri bulunduğunu belirtiyor. Vogue’a verdiği röportajda Jepsen de albümün arkasındaki kişisel değişimlerden, evlilikten ve annelikten söz ediyor. Dolayısıyla Day and Night, yalnızca iki farklı müzikal atmosferi karşılaştıran bir konsept değil; Jepsen’in hayatındaki değişimleri de pop müziğin parlak yüzüyle bir araya getiren geniş kapsamlı bir çalışma.
Dinlerken: Day ve Night bölümleri arasındaki prodüksiyon farkına, synth kullanımına ve Jepsen’in daha önceki dans-pop kimliğini ne ölçüde değiştirdiğine dikkat etmek ilginç olabilir.
Empress Of: Dream House
Lorely Rodriguez’in Empress Of adıyla yayımladığı Dream House, bu haftanın en kişisel albümlerinden biri. Albüm, 2025’te Kaliforniya’daki Eaton yangınlarında aile evinin yok olmasının ardından ortaya çıkan kayıp ve yeniden yapılanma deneyimini merkeze alıyor. Rodriguez bu fiziksel yeniden inşa sürecini albümün temel kavramlarından biri haline getirirken, müzikte de daha rüya gibi ve geniş bir elektronik pop dünyası kuruyor. Dream House 18 Eylül 2026’da Giant Music üzerinden yayımlandı.
Albümde Blood Orange’un yer aldığı “Blue Light” ve Cecile Believe’in eşlik ettiği “SYW” gibi parçalar bulunuyor. The Guardian’ın değerlendirmesine göre Rodriguez, dans odaklı parçalarla daha içe dönük ve kırılgan bölümleri aynı albüm içerisinde karşılaştırıyor. Albümün fiziksel yeniden inşa temasını desteklemek için evin yeniden yapımından alınan saha kayıtlarının da kullanıldığı belirtiliyor. Böylece prodüksiyon, albümün anlattığı hikâyenin yalnızca arka planı olmaktan çıkıp hikâyenin bir parçasına dönüşüyor.
Dinlerken: Elektronik prodüksiyonun duygusal anlatıyı nasıl taşıdığına ve kulüp müziği ile ambient karakterli bölümlerin nasıl yan yana getirildiğine bakılabilir.
Actress: Radical Frame
Darren Cunningham’ın Actress adı altında yayımladığı Radical Frame, beşli içerisindeki en deneysel çalışma. Ninja Tune tarafından 18 Eylül 2026’da yayımlanan albüm sekiz parçadan oluşuyor. “The Experiment”, “Live By You”, “Overchord”, “Withending” ve “Sheets” albümün temel parçaları arasında yer alıyor; CASISDEAD “Live By You”da, Rainy Miller ise “Sheets”te konuk oluyor.
Actress’in müziği uzun süredir techno, grime, dubstep, ambient ve deneysel elektronik müzik arasındaki sınırları bulanıklaştırmasıyla biliniyor. Radical Frame de bu yaklaşımı sürdürüyor. Ninja Tune albümü Cunningham’ın Black British avant-garde içindeki konumuyla ilişkilendirirken Pitchfork, çalışmayı sanatçının iki yıllık solo albüm arasından dönüşü olarak tanımlıyor. “Overchord” ise albümün merkezindeki parçalardan biri olarak öne çıkıyor.
Dinlerken: Burada melodiden çok ses dokusu, ritmik parçalanma, boşluk kullanımı ve timbral değişimler üzerine yoğunlaşmak gerekiyor. Albüm, elektronik müziğin dans edilebilirlik ile soyut ses tasarımı arasındaki sınırında dolaşıyor.
beabadoobee: Pylon
beabadoobee’nin dördüncü stüdyo albümü Pylon, sanatçının önceki çalışmalarına kıyasla daha sert bir gitar karakterine yöneldiği çalışma. Albüm 18 Eylül’de Dirty Hit/Interscope üzerinden yayımlandı ve 14 parçadan oluşuyor. Resmî albüm sayfasında çalışmanın grunge, Midwest emo ve 1990’lar radyo rock’ından etkilendiği belirtiliyor.
Albümün konuk ve prodüksiyon kadrosu da bu yönelimi açıkça ortaya koyuyor. Hayley Williams, Turnstile’dan Brendan Yates ve Deftones’tan Chino Moreno albümde yer alan isimler arasında. The 1975’ten Matty Healy ve George Daniel ise “Write Me a Letter” parçasının prodüksiyonuna katkıda bulunuyor. Pitchfork, Pylon‘u beabadoobee’nin önceki daha yumuşak pop-rock çizgisinden grunge etkili ve daha sert bir sese doğru kayışı olarak değerlendiriyor.
Dinlerken: Özellikle gitar tonları, distortion yoğunluğu ve vokalin yoğun enstrümantal katmanlar içerisinde nasıl konumlandırıldığına dikkat etmek gerekiyor. “Write Me a Letter”, “Switchblade”, “Radio” ve “Memories” bu dönüşümü takip etmek için iyi örnekler.
Boy Harsher: Get Mean
Jae Matthews ve Augustus Muller’dan oluşan Boy Harsher, Get Mean ile EBM, darkwave ve synth-pop eksenindeki müziğini yeni bir yöne taşıyor. Albüm 18 Eylül 2026’da Atlantic üzerinden yayımlandı ve 12 parçadan oluşuyor. “Jeans”, “Break Me”, “Tough Luck (When You Don’t Call)”, “Hard Beat” ve “Bleed” albümün dikkat çeken parçaları arasında.
Albümün arkasındaki temel konu grubun romantik ilişkisinin sona ermesi. Pitchfork, Get Mean‘in bu ayrılığın ardından ortaya çıkan kayıp ve dönüşüm duygularını işlerken Boy Harsher’ın ses dünyasına pedal steel, New Romantic gitarlar ve daha belirgin pop unsurları eklediğini belirtiyor. Grup da albümü aşk, kayıp ve hayatta kalma ekseninde tanımlıyor.
Bu nedenle Get Mean, Boy Harsher’ın önceki karanlık elektronik atmosferini tamamen terk etmiyor ancak onu daha melodik ve yer yer daha erişilebilir bir yapıyla genişletiyor. Albümde elektronik ritimlerin yanında vokalin duygusal anlatımı daha belirgin hale geliyor.
Dinlerken: Synth bass, drum machine ritimleri ve Jae Matthews’ın vokalinin miks içerisindeki konumunu takip etmek özellikle ilginç. “Jeans” ile “Hard Beat” arasındaki yaklaşım farkı da albümün iki farklı yüzünü gösteriyor.
Neil Young & The Chrome Hearts: Second Song
Neil Young’ın 18 Eylül 2026’da Reprise etiketiyle yayımlanan Second Song albümü, sanatçının The Chrome Hearts ile yaptığı ikinci çalışma ve 50. stüdyo albümü olarak öne çıkıyor. Albümde Young’a Micah Nelson, Corey McCormick, Anthony LoGerfo ve klavyeci Spooner Oldham eşlik ediyor. Yedi parçadan oluşan çalışma, son dönem Neil Young kayıtlarındaki spontane yaklaşımı korurken önceki albümlere göre daha sakin, atmosferik ve içe dönük bir çizgi izliyor. Pitchfork, albümün uzun ve ağır ilerleyen parçalarına rağmen Young’ın melodik gücünü ve söz yazarlığındaki karakteristik yaklaşımını koruduğunu belirtiyor.
Albümün önemli özelliklerinden biri geçmiş ile bugün arasında kurduğu bağlantı. Second Song yalnızca yeni bestelerden oluşmuyor; Young’ın 1960’larda yazdığı “Casting Me Away From You” ve “I’ll Love You Forever” parçalarının yeni kayıtlarını da içeriyor. Bu eski besteler, albümün yaşlanma, zamanın geçişi ve geçmişe dönüp bakma temalarını güçlendiriyor. Özellikle “Soon I Might Be Going” ve yaklaşık 11 dakikalık başlık parçası “Second Song”, albümün uzun soluklu ve düşünsel tarafını temsil ediyor. The Guardian da albümün en güçlü anlarını bu iki uzun parçada bulurken, çalışmanın tamamında aynı düzeyde bir bütünlük olmadığını belirtiyor.
Müzikal açıdan Second Song, büyük rock düzenlemelerinden çok akustik gitar, piyano, country etkili yaylılar ve ölçülü elektrik gitar kullanımıyla ilerliyor. Young’ın karakteristik sesindeki yaşlanma izleri de albümün estetiğinin bir parçası haline geliyor. “Day After Day” ve “Earth Girl” daha sakin bir yapı sunarken, “Soon I Might Be Going” elektrik gitarın belirginleştiği daha yoğun bir atmosfere ulaşıyor. Albümün başlık parçası ise yaklaşık 11 dakikalık süresi boyunca acele etmeyen yapısıyla çalışmanın merkezini oluşturuyor. Young’ın kayıt yönteminde doğaçlama ve ilk performansın enerjisini koruma yaklaşımı da devam ediyor. MusicRadar’ın aktardığına göre Chrome Hearts ile kayıtlar sırasında parçaların önceden fazla prova edilmemesi ve performansların sınırlı sayıda tekrar içinde yakalanması bu yaklaşımın önemli bir parçasıydı.
Dinlerken: Bu albümde ilk olarak şarkıların tek tek “hit” olmasına değil, atmosferin nasıl kurulduğuna bakmak gerekiyor. Akustik gitarın sürekli taşıdığı armonik zemin, piyano ve organın yarattığı genişlik, elektrik gitarın zaman zaman ortaya çıkması ve Young’ın yaşlanmış vokalinin müziğin merkezinde kalması birlikte dinlenmeli. Özellikle “Second Song” ile “Soon I Might Be Going”, albümün zaman, geçmiş ve yaşlanma etrafındaki anlatısını takip etmek için iyi iki örnek oluşturuyor.
Kaynaklar
- Pitchfork | Carly Rae Jepsen: Day and Night
- The Guardian | Empress Of: Dream House
- The Quietus | Actress: Radical Frame
- Pitchfork | beabadoobee: Pylon
- AllMusic | Boy Harsher: Get Mean
- Pitchfork | Neil Young / The Chrome Hearts: Second Song



































